9 Temmuz 2012 Pazartesi

Barlach: Modern Çağ Heykeltıraşı




Heykeltıraş, ressam ve yazar Ernst Barlach'ın (1870-1938) 2006 yılında Tophane-i Amire’deki sergisine gitme şansım olmuştu...sadece heykelleri değil kişiliği ve düşünceleri de beni etkilemiştir...özellikle yaşadığı dönem göz önünde bulundurulunca ekspresyonizmin modernle ilişkisini,  Nazi rejiminin kontrastındaki barışçı sosyalistliği,  mistisizmi ve hıristiyanlıkla alışverişi... biçimsel olarak modern, içerik olaraksa romantik bir sanatçı olması...hepsi!
Almanya hem Aydınlanma Felsefesi’nin hem de evrensel romantizmin tarihsel anayurdudur. Bu anlamda romantizm, gerek ekspresyonizmi gerekse modernizmin bütününü mantıksal ve zamansal açıdan önceler. Dönemin değişim dolu yapısı içinde  Ekonomik ve siyasi gerilimler yaşanırken, sosyal ilişkiler olumsuz yönde değişmekte, büyük şehirlerde sosyal patlamalar görülmekte ve yeni korkulara, kati ve güdümlü siyasi provokasyonlara çare aranmaktaydı. O böyle bir dönemde basitin ve geçmişin üzerine yoğunlaştı... Metropol insanlarının stresli ve koşuşturmalı yasam tarzına hep şüphe ile bakıyordu...
1906 yilinda Rusya´nın kırsal kesimlerine yaptığı iki aylık bir yolculuğunda,gelişmiş eserlerinin tümüne şekil kazandıracak olan ilk örnekleri bulmuştur:



Köylüler, yapmacıksız erkekler ve kadınlar, sade yaşam süren insanlar, dilenciler...dans eden, dua eden, içki içen, suskun, kuşkucu, azimli, tembel insanlar...bu figürler Alman faşizminin kültür ideolojisine ters düşen tiplerdi...1933 yılından sonra Barlach'ın anıt eserleri sökülüp tahrip edilmiştir...eserlerine el konmuş ve "yoz" damgası yemiştir...yine de 20.yüzyılın en önemli heykeltıraşlarından biri olarak kalmayı başarmıştır!
Barlach, modelinin gerçek portresini yapmaktan çok onu yabancılaştırıyor, giderek artan tüketim ve çıkara yönelik dünyada yok olma tehlikesinde olduğuna inandığı tüm değerlerle
yüzleştiriyordu...
Eserleri Nazi yönetimi tarafından "yozlaşmış sanat" olarak değerlendirilip heykeltraş olarak çalışması yasaklanıra kendisini sürgünde hissetmesine rağmen ülkesinde yaşamayı sürdürür. Son dönemde yaptığı eserler artık insanların doğal hallerini yansıtmak yerine, üzerlerine gelen bir şeye korku dolu ifadelerle bakan insanları göstermektedir. Sanatçı korktuğu şey; yani II. Dünya savaşı başlamadan önce 1938 yılında hayatını kaybeder.

"hiç tanrı görmedim ...benim sanatsal anadilim insan figürüdür"..-E.BARLACH

"nerden yola çıkıtığın değil nereye varacağın önemli!"...








2007 yılında yayımladığım "benim için bak" kitabımda yer verdiğim Barlach eseri ve eserin bende çağrıştırdıklarının şiiri...
Mümkün olduğunca basit, sade eserler üretirken konusu insanlardır. Ellere ve yüze odaklanır, geri kalan bedeni çok basit çizgilerle işler. Rusya'nın uçsuz bucaksız stepleri,  hızla sanayileşen ülkelerinde telaş içinde koşuşturan Avrupalıların aksine sakin ve dingin yaşayan, eğlenen, kavga eden, çalışan, tembellik eden insanları, sanayileşmiş ülkelerdeki gibi yoksulları ezmek yerine yoksulluğu da normal karşılayan hayat anlayışı onun heykel anlayışını şekillendirir. Böylece gündelik hayatı, insanların en doğal hallerini, dilencilerin avuç açışlarını, annenin-çocuğa sarılışını, bir gencin şarkı söyleyişini, iki dostun kucaklaşmasını eserlerinin konusu yapar.





"Dışavurumculuk" 19.yüzyıl gerçekçilik ve idealizmine karşıt anti-natüralist öznelliğe sahip bir bakış açısı içerir...Bozulmuş çizgiler, şekiller ve abartılı renklerle sanatçı duygusal dünyasını aktarmayı hedefler. Edward Munch'un "çığlık" adlı tablosu, bunun belirgin bir örneğidir...Ekspresyonist bir sanat eserini yorumlarken çizgilerin, renklerin kullanımı; sivri keskin çizgiler, kırmızı ve tonları öfkeyi ön plana çıkarırken, dairesel oluşumlar, mavi ve tonları daha çok sakinliği vurgular...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder