10 Temmuz 2012 Salı

eski eşyalar yeni sahipler...



İnsanoğlunun, Doğaya egemen olma çabalarının aracı ve  sonucudur eşya, nesne...objectum: objet, object... kimi zaman fiziksel yatırım kimi zaman ruhsal tatmin,yaşadığımız dünyada etkileşim,  iletişim ve davranış aracı...
Eşya mı insanın kölesidir yoksa insan mı eşyanın? Eşyaya sahip olmamak gerçek özgürlük müdür? Tüketici davranışları ve insanın eşyanın doğasıyla kurduğu ilişki göz önüne  alındığında insanın elde etme ve sahip olma duygusunun eşyayı başka bir konuma getirdiğini görebiliriz...işlev eşya için önemlidir ama "sürrealist" yaklaşım ile üretilenler biraz işlevsiz, sahip olanı "farklı" kıla yapıdadır...ama çoğu zaman sadece bir "haz nesnesi"nden öteye geçemez...teknik işlevi olan eşyalar gibi sadece sosyal statü göstergesi olanlar da var...ikisi bir arada olanlar yani hem işe yarayan hem gösterişli olanlar da...ucuzu, pahalısı,kalitelisi, çakması, evladiyelik olanı var...sonuçta her yaştan ve her statüde insana ve beğenisine hizmet edecek bir sürü eşya var...benim için eski olanı, el yapımı olanı makbul...geçmişin izlerini ve anıları taşıyanlar...


eski bir eşyanın yeni sahibi olmak!.. 

 
"Tüketim toplumuyla birlikte işlevden çok eşyanın sembolik yapısı ortaya çıkmıştır...böylece eşya bir mitos niteliği kazanır" der Roland Barthes...



Teknik ilerlemeler makinada mı vücut bulur?! insan onlarla   hayatını kolaylaştırır ve tasarruf ettiğini düşünür...filanca marka, yeni çıkan filanca model...ama bunun ötesinde bu teknik yandan  bir tür kurtulma ve o eşyaları farklı kılma çabasıyla mıdır; üzerine dantel örtü örer! Anahtarlarına orijinal anahtarlık, kapı girişine şirin bir posta kutusu, kedili-köpekli bir paspas, diş fırçalarına resimli seramik bir kap, banyo için hoş kokulu ıvır zıvırlar...oradan buradan bi dolu hatıra süs eşyası toplar ya da hediye gelir; hiç yakılmayacak mumlar, misafir için bir takım "takımlar"...kendi için özenmediği kadar misafirleri için özenir("misafir odası" kavramını hiç anlamamışımdır!) ama özünde tüm bunlar onun sosyal statüsünün göstergeleridir...farklı zamanlarda farklı ihtiyaçlar ortaya çıkar...bazen yetmez olur; daha büyüğü, daha fazlası, daha fonksiyoneli, daha gösterişlisi, daha açık renklisi, bir üst sürümü,  vs.vb. istenir eşyanın...bu değiştirme işini pek sık yapamayanlar evin şeklini, eşyaların yerini değiştirirerek "kendi kendilerini avutur" bir illüzyon yarattıklarını zannederler! Değiştirebilenler yüzünden ise henüz ölmemiş eşya mezarlıklarına dönüşür çöplükler!


Eşyanın yazgısıdır kırılmak, bozulmak eskimek...bir çok şey gibi zamana karşı koyamaz o da...ezilir, bükülür, çatlar, yamulur, kırılır, eskir, parçalanır, yıpranır, çürür, paslanır, aşınır yine de susar çoğu zaman...








bazı eşyalar kullanıldıkça güzelleşir...yıllandıkça güzelleşen bir şarap gibi...ona sahip olanlardan bir şeyler taşımaya başlar; bir yaşanmışlığı olur...insanlar gibi eşyalar da anı biriktirir...ikinci üçüncü elden yeni "sahipler"; daha çok sevecek, değer verecek...kırık, ezik, eksik diye fırlatıp atmayacak, satmayacak, silip parlatacak, tamir edecek, ona bakacak...

15 yaşımdan beri biriktiriyorum! Çocukluktan gelen bir mutsuzluk ve tatminsizlik durumunun sonucumudur yoksa "estetik" aşkı mı?!...her şeyi topluyor olsaydım çoktan çöp ev olmuştu ev...tüm o eşyalarla kapı dışına konmamamın nedeni müstakil ve  eski evimizde kendime ait bir daire olması... seçiciyim ama yelpaze biraz geniş...bir amacım yok diyorum tüm bu eşyaları, objeleri toplarken ama inanın ben de bilmiyorum! Daha önceden bana ait olmayan ve bit pazarlarından topladıklarımı belki de hikayelerini öğrenmek için alıyorum!




















Fotoğraflar: Yedikule-"sığınağım"-2012

EŞYA
Efendimiz eşya
Sabahı şerifleriniz hayırlı olsun
Afiyettesiniz inşaallah
İşte bütün hayatımız
Açık veya kapalı
Eşyaya hizmettir yaptığımız
Kitaplar çıkıyor karşımıza emrediyor okuyoruz
Kalemler geliyor kağıtlarla beraber
Emrediyorlar yazıyoruz
Yolculuğa ‘çık’ diyor vapurlar
merdivenler ‘in’ diyor.
Aynalar ‘bak’ demeden bakıyoruz
Camlardan geçip giriyor odamıza aydınlık
ve sonra saat diyor ki ‘uyan’
Biz el pençe divan;
Esir gibiyiz, köleyiz eşyaya
ve onlardan alınan emir dairesinde de böylece
İnsanlar hükmediyor dünyaya.”
Özdemir Asaf


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder