19 Aralık 2012 Çarşamba

kozmik radyasyon ve düşünce sağnağı...

Kozmik radyasyon...mütasyon derken son birkaç gündür kafayı fena bozduk..."Mavi gezegen"bu şekilde biraz daha yük alırsa sanki patlayacak!

Bilinmeyen her zaman ürkütür; bilmek istiyorum dedim...biraz okudum;ama kafam daha da karıştı...1962, 1982 ve 2000 yıllarında gezegenler aynı hizaya gelmiş ve bir felaket ya da "dünyanın sonu" yaşanmamıştı... NASA, "Güneş ve Dünya hizaya girmeyecek ve herhangi bir kararma yaşanmayacak” dese de dünyanın çeşitli yerlerinde insanlar bir bilinmezliğin içinde..."ya olursa!" Bazıları, bu durumun Güneş ve Dünya’nın hizaya gelmesinden kaynaklacağına inanıyor. Böylece, "New Age" akımının parçası olan hayali Foton kuşağına girecekmişiz!.( Foton, fizik biliminde, elektromanyetik alanın kuantumu, ışığın temel birimi ve tüm elektromanyetik ışınların kalıbı olan temel parçacıktır).

İster dua edin , kendinizi su ve yiyecek, ya da sakinleştirici hap stoğu, bir kasa içki ile eve kapatın, manevi güçlerden yardım dileyin ne olacaksa olacak...korkunun ecele faydası yok derler ama şu an için ecelle ilgili bir şeyi kimse düşünmemeli!...Diyeceğim şu ki; bu süreç insanların neler yaşadıklarını ve dünyaya etkilerini düşünmeye itecek bir süreç...bu ne olursa-olmazsa olsun "insan olma süreci"...herkes iyi kötü bir nevi günah çıkartacak ...şu tarihler atlatıldıktan sonra en azından belli bir süre olumlu, kendinden başkalarını , dünyayı düşünecek...hem kendi...hem dünyanın geleceğini...


Bilimsel olan ve elde olanlara bakarcak olursak; gündüz ışığı azalacak. 22 Aralık'a kadar her gün giderek gündüz kısalacak. Yani 21 Aralık yılın en kısa günü; bu yüzden farklı etkileri yanlış okuyanlar olacaktır...ben ne gökbilimci ne de fizikçiyim ama belli bir mantık ile yaklaşmaya çalışıyorum...NASA'nın açıklamalarına inanmalı güvenmelimiyim...ya da açıklamadığı her bilinmeze bir senaryo mu yazmalıyım?! Yok efendim NASA Hollywood'a kriz döneminde sahip çıkmış ki  felaket filmleri yapılsın da insanlara bir şekilde olabilecekler duyurulup insanlık uyarılsın! Her tarafta komplo teorileri, görüşler, kehanetler, senaryolar...


Merkezinde Alcyone yıldızı olduğu varsayılan Ülker (Pleiades-Ülker, 78 milyon yıllık tahmini yaş ortalaması ile, genç yıldızlar barındıran, çok sıcak, parlak bir tayf, güneşimizden 10 kat büyük yıldızlarla süslü, parlayan bir sise sahipmiş) yıldız kümesini çevreleyen bir foton kuşağının var olduğu iddia ediliyor...Güneş sisteminin de bu yıldız kümesinin etki alanında olup, etrafında döndüğü ve bu dönüşü 25-26 bin senede bir tamamladığı varsayılıyor...Ülker yıldız kümesi etrafındaki yörüngesinde dönen Güneş sistemi, her dönüşü sırasında 2 kere olmak üzere, gene aynı yıldız kümesini çevrelediği varsayılan hayali foton kuşağının içinden geçmekte ve bu geçiş 2000-2500 sene kadar sürmekteymiş...Bu sürece de ışık çağı, foton çağı gibi kavramlar yüklenip, insanlık için yeni bir uyanış çağı olacağı varsayılıyor..oysa ki Güneş sistemi Samanyolu galaksisinin merkezi etrafında dönmekte, 26 bin ışık yılı uzaklıkta bulunmakta ve her bir dönüşü yaklaşık 220 milyon yılda bir tamamlamaktadır.Foton aslında ışık demektir, elektromanyetik bir ışınım fotonlardan oluşmaktadır yani. Dünyamıza gelen Güneş ışınları da fotonlardan oluşmaktadır. Bahsedilen foton kuşağının var olma ihtimali demek, bazılarının beklediği  Ülker yıldız kümesinin merkezinde bir kara deliğin var olması sonucunu doğurur...ama böyle bir gözlem ve veri sonucu yok! 
26.000 senelik periyod aslında dünyanın dikey aksı etrafında yaptığı topaç dönüşünün periyodu...
Bu dönüş süresince gökyüzünün görüntüsü de değişim göstermekte... Sadece Maya uygarlığı değil, dünyadaki bir çok uygarlık bu değişimi baz alarak hesaplamalar yapmışlar...

Karadelik kadar güçlü çekim etkisi bulunmadıkça, foton düz çizgi gibi akar 2 sarmallıdan 12 sarmallı DNA’ya geçme ise eşi benzeri görülmemiş bir bilimkurgu"uçuş"u...Yeryüzü ile iyonosfer arasındaki doğal titreşim, Schumann Rezonansı’ndaki artışdan bahsediyorlar(8'den 12'ye yükselmiş). Bilinç, bu rezonans yükselişi ile uyanacak...13 olduğunda, Dünya durup, Güneşin batıdan doğacakmış!(Schumann Rezonansı, yeryüzü ile iyonosfer arasındaki boşluğun doğal titreşimi, canlıların ürettiği, enerji ile, bu elektromanyetik alan etkilenir). Aslında, İyonosferden akan elektrik ve rezonans artışı; güneşin aktifleşmesi ile ve manyetik kutupların yön değişimine hazırlanması ile de ilişkilendiriliyor...işte böyle uzayıp gidiyor ama bu kadar fazla ve yoğun konuyu ancak bu kadar kaldırabileceğim...hepinize iyi uykular(nasılsa biraz daha vakit var, şöyle güzel bir uyku çekin düşünmeden...)yarın olsun durumda bir değişiklik, yeni haber ve kurgular var mı bakarız!




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder