Yunan Mitolojisinde Kronos ile Rheia' nın
kızı, baş tanrı Zeus'un karısı ve kız kardeşi olan tanrıça Hera kendi simgesi haline gelmiş "Tavus kuşu"nu yanından hiç ayırmazmış...
Efsaneye göre Hermes'in öldürdüğü Argos çok gözlü(bir anlatıya göre yüz gözlü, bir başkasına göre;iki önde, iki arkada toplam dört gözlü)bir devmiş...
Üstün bir gücü olan bu dev Arkadya bölgesini yabani bir boğadan kurtarmış. Tartaros'la Gaia'dan doğma Ekhidna canavarını öldürmüş. Sonra da Zeus'un inek biçimine soktuğu sevgilisi Io'nun başına Hera tarafından bekçi olarak dikilmiş. Argos gündüz gece Io'yu gözler dururmuş. Uyurken bile gözlerinin bir kısmı hep açık kalır, gözler dururmuş. Zeus, Hermes'e Io'yu kurtarmayı buyurmuş ve Hermes de Argos'u öldürmeyi başarmış. Buna üzülen Hera çok sevdiği tavus kuşunun kuyruğuna Argos'un gözlerini yerleştirmiş.

"Yezidi" kelimesi bu dinin
tanrısı olan "Azda" kelimesinden türetilmiş...
Kürt dilinde "Allah" ismini
karşılayan iki kelime mevcutur bunlar: "Xweda" ve "Ezda"...
"Ezda" beni yaratan, veren ve var eden anlamlarına gelmekte..."Xweda" ise
kendiliğinden var olan anlamında...Yezidilik, Zerdüştlük ilkeleri üzerine kurulmuş olup, evrenin ve insanların "Azda" adında bir tanrının görevlendirmiş olduğu "Melek Tavus" tarafından yaratıldığına inanır.
"Yezidilik"te tanrı dünyanın
sadece yaratıcısıdır, ancak sürdürücüsü değildir. Tanrısal iradenin vücut
bulması için "Düşmüş melek" bir nevi aracılık rolü üstlenmiştir. Düşmüş melek
olan "Melek Tavus" olarak adlandırılır ve bir tavus kuşu ile simgelenir. Tanrı özünde
iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez. Aksine
ibadetin ona değil içi kötülüklerle dolu olana, Tavus'a yapılması ile kötülüğün
en büyük kaynağından korunulur. Bu anlamda iyilik ve kötülüğün kaynağı
aslında Melek Tavus'tur...
...Başlangıçta hiçbirşey yoktu, Tanrı’nın emriyle bir ağaç yükseldi. Ebedi Ağaç, 90.000 yıl karanlıklar arasında uçan Melek Tavus bu ağaca kondu.Tanrı’ nın emirlerini bekledi...
Yönetmen Derviş Zaim'in 1996 yapımı Tabutta Röveşata" filminde karşımıza çıkan Tavus kuşu acaba böyle bir gönderme yapma amaçlı kullanılmış mı diye düşündüm ama yıllar sonra filmi yeniden izlemem gerekiyor...bu arada Sunay Akın'ın bir tespiti de mantıklı sayılabilir. Filmin çekilmesinden önce yazılmış, Akgün Akova'nın "Sansürttürme şair Abüüü" adlı şiirinde tavus kuşlarını midesine indiren adam da bir
otomobil hırsızıdır!
"Bu dizelerden etkilenmiş olabilir" diyor ve ekliyor Sunay Akın: "Derviş Zaim'e sorarsanız, Gülhane
Parkı'ndaki tavus kuşlarına göz koyan bir adamı anlatan bir gazete haberinden
etkilendiğini söyleyecektir".
İki tavuskuşunun katlin ferman
yazıp aç midemle
Gülhane Parkı'nda pişirip yediğimden
Fişlediler karakol karakol
Simurg( Ateş kuşu,Zümrüdü Anka), Phoenix, Pers Mitolojisi kaynaklı efsanevi bir kuştur. Zamanla diğer Doğu mitoloji ve efsanelerinde de yer
edinmiştir diğer bir adı da Sênmurw (Pehlevi)dir...Şah Rıza Pehlevi'de olduğu gibi...Mistik kuş Simurg, Fars Sanatında kuş şeklinde, kanatlı
dev bir yaratık olarak resmedilmiştir. Zaman zaman köpek başına ve arslan pençelerine sahip bir tavus kuşu olarak da resmedilmiştir.
Bir antik İran tanımına göre; Simurg'un kendisini alevlerle kaplayana kadar 1700 yıl yaşar, daha sonraki diğer tanım ve kayıtlarda ise onun ölümsüz olduğu ve Bilgi Ağacı'nda bir yuvası
olduğundan bahsedilmiş...İran efsanesine göre, bu kuş o kadar yaşlıdır ki
dünyanın yıkılışına üç kez tanık olmuştur. Tüm bu zaman boyunca, Simurg o kadar
çok öğrenmiştir ki tüm zamanların bilgisine sahip olmuştur. Simurg uçuşa kalktığında, bilgi ağacının yaprakları titrer her bitkinin
tohumlarının dökülmesine neden olurdu. Bu tohumlar dünyanın her yanına dağılır
gelmiş geçmiş her bitki çeşidinin kök almasını sağlar ve böylece de (bu
bitkiler yoluyla) insanoğlunun tüm hastalıklarını tedavi ederlermiş...Onun iyilik sever bir doğası olduğu ve kanatlarının
bir dokunuşunun her türlü hastalık veya yarayı tedavi edeceğine inanılırmış. Batı’da(phoenix) Feniks, İran geleneğinde Simurg, Orta doğu
geleneğinde Anka kuşu, Türk geleneğinde Kerkes adını alan bu efsanevi kuşların
ortak bir özelliği ölümsüzlüktür. Ayrıca bu kuşlarla ile ilgili anlatımlarda
genellikle bir "yanma" motifi bulunur.
Ateş kuşu örneğin, Kerkes, Herodot ve Plütark’ın
değindiği Feniks’te de görüldüğü gibi, öleceği zaman, bir tür ateş olup kendi
kendini yakan ve küllerinden yeniden doğan bir kuştur. Anka ya da Zümrüd-ü Anka
Orta doğu geleneğine göre, Kaf Dağı’nda yaşar. Bu efsanevi kuş sembolizmlerinde
simgelenen başlıca anlamlar, spiritüel aydınlanma ve reenkarnasyon olarak açıklanır.
Feniks sembolizminde kuşun yanması cehenneme iniş deneyimini, yeniden
doğması ise arınılarak saf şuur halinin elde edilişini simgelemektedir.
Anka Kuşu,ölümünün yaklaştığını hissetmeye başladığı an kendisine kuru dallardan bir yuva inşa etmeye başlar ve bunu ne olduğu bilinmeyen bir zamkla sıvarmış.Daha sonra yuvanın içinde ölümünü bekler ve şu şekilde bekler; güneş ışınlarının kuru dalları yakarak yuva içinde ölmeyi.Yanarak ölür ve efsaneye göre küllerinden doğar yavru bir Anka Kuşu olarak bu yüzden Hristiyanlık dahil birçok dinde yeniden varoluş,diriliş sembolü olarak benimsenmiştir.
Maya, Aztek ve İnka gibi bir çok kültürde Marduk ve Venüs’ün çarpışması anlatılmış...Marduk, 3661 yılda bir Güneş çevresindeki yörüngesini tamamlayan bir gezegen(Nasa bir gaz bulutu olduğunu açıklasa da)...Anka kuşu, Phoenix ve Simurg kuşu da çeşitli uygarlıklarda Venüs gezegeninin Marduk ile çarpışması sonucu başına gelenleri anlatıyor... Mayalar da bu gezegenin yörüngesine uygun olarak dünya çağlarını gösteren Maya Takvimini oluşturmuşlar ve bir ay,2 gün sonra takvim bitiyor!..Benzer bir takvim sistemi Sümerler’de de mevcutmuş!..bir de o takvime bakmak lazım!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder