Alfred Hitchcock etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alfred Hitchcock etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2013 Salı

Gregory Crewdson; tekinsiz!










...devam eden bir hikayenin akışından bir kesit olan fotoğraflar, eksik birer cümle gibidir! Bir hikaye anlatır ama hikayeyi fotoğraf okuyucusu tamamlar...

30 Ekim 2012 Salı tarihli  "Bıçak Sırtı...tekinsiz bir dünya" adlı yazımda yine Crewdson'un fotoğraflarına değinmiştim...merak hikayeyi tamamlaması için okuyucuyu bir uğraş içine sokar...fotoğraf zamanı enlemesine keser ve o anda gelişmekte olan olay ya da olayların kesitini açığa çıkartır.Zaman kesiti yeterince genişse, rahat incelenebiliyorsa; olayların bağlantılılığı ve ilişki içinde birlikte varoluşlarını anlama imkanı verir.

"Doğa harikaları"-"Natural Wonder" serisi Gregory Crewdson'un  erken dönem serilerinden... Bu böcekler, hayvanlar ve vücut parçaları ile sanatçı tarafından oluşturulan dioramalar( müzelerde cam bölmede bir dekor içinde olabildiğince gerçekçi bir şekilde canlandırılan belli bir dönemde bir sahne,3D minyatür modellerle karşılaşırız..."sıradan kasaba hayatı içinde tehditkar öğeleri yine resimsel bir yaklaşımla ele almış...

Görüntünün içine yerleştirilen bir detay; orada olmasını beklemediğimiz, iğreti duran, farklı, garip...yersiz olan şey kendine ait olmayan bir dünyada kendini ve etrafını tekinsizleştirir...ezber bozulunca ya "apışıp kalınır" ya da sorgulama başlar!Crewdson genellikle Amerikan-küçük kasaba-hayatı içinde rahatsız edici ve gerçeküstü bir takım olayları dramatik ve sinematik bir görsellikle anlatır...bu tekinsizlik genel olararak Crewdson'un fotoğraflarında en hakim  etkidir...tema, kavranmsal içerik ve anlatı oluşumu birbirleriyle  varoluşsal bir şekilde içiçe geçmiştir...Crewdson'un Alfred Hitchcock, David Lynch ve Stephen Spielberg gibi yönetmenlerden etkilendiği açıktır.Ama o da Lars Von Trier gibi bir yönetmeni etkilemiş olabilir mi?! Evet!..





Filmde, melankoliye dalan Justine hayatı bir drammış gibi yaşayan bir kadınken, ablası Claire güya ''normal'' olandır. Justine'in düğün günü geldiğinde bütün aile tören için malikânede bir araya gelir. Aynı zamanda ''Melankolia'' adlı gezegen, güneşin arkasından çıkmış, dünyaya doğru gelmektedir. Yaklaşan kıyameti herkes kendine göre karşılar...





Claire oğlunu kucaklamış, bir golf sahasında bata çıka ilerliyor. Bu bölümdeki on altı sahneyi ele alan yazısında film eleştirmeni
"Manohla Dargis", bu sahnelerin estetiği ile Gregory Crewdson‘un çalışmaları arasında bağlantı kurmuş. Hayalindeki kareyi yakalamak için kalabalık bir ekiple tıpkı bir yönetmen gibi çalışan Crewdson da fotoğraflarını “geçiş anları” olarak tanımlıyor. Crewdson’ın fotoğrafları ile Melankoli, hem renk dünyası, hem de işledikleri konular bakımından birbirine yakın. İki sanatçı da sıklıkla normal insanları, alacakaranlıkta, gerçeküstü bir atmosfer yaratarak ele alıyor.

Size bir kaç Crewdson fotoğrafı daha...































Not:Daha detaylı bilgi için bkz.

30 Ekim 2012 Salı tarihli  "Bıçak Sırtı...tekinsiz bir dünya"

 

30 Ekim 2012 Salı

Bıçak Sırtı...tekinsiz bir dünya...

Bıçak Sırtı, belirsizlikle iç içe bazen tehlikeli bir durumu betimleyen bir deyimdir... Aynı zamanda Ridley Scott'ın yönettiği "Blade Runner" filminin Türkiye'de gösterim adıdır. Filmin senaryosu "Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?"... adlı Philip K.Dick'in romanını temel almıştır. 2019 yılında, Los Angeles'da geçen filmde, Deckard ( Harrison Ford), çaldıkları bir uzay gemisiyle Nexus 6'dan dünyaya gelen 5 isyancı replikant'ın peşine düşen bir "Blade Runner"'dır; yani"Bıçak Koşucuları"adlı polis biriminin bir üyesi..."Replika"lar, insanların kopyası olarak üretilen robotlardır. İnsanlarla boy ölçüşebilecek derecede duygulara sahip olan replikalar, beyinlerine yerleştirilen hafızalar sayesinde kendileri bile gerçek insan olup olmadıklarını bilememektedirler.




Geçen gün Beyazıt'da çektiğim bir fotoğraf bana bu filmin  bir sahnesinde vitrin mankenleri arasına saklanan Daryl Hannah'ı hatırlattı...her an içlerinden biri canlanıp kaçacak ya da saldıracak gibi...biraz tekinsiz bir durum...tıpkı Gregory Crewdson'un fotoğraflarında olduğu gibi...Bir sinema filmi çeker gibi kurulan  setleri ve kalabalık bir ekip ile gerçekleştirdiği çekimlerinde, Crewdson genellikle Amerikan-küçük kasaba-hayatı içinde rahatsız edici ve gerçeküstü bir takım olayları dramatik ve sinematik bir görsellikle anlatır...Alfred Hitchcock, David Lynch ve Stephen Spielberg gibi...60 kişilik ekibin içinde: görüntü yönetmeni, kamera operatörü, ışık operatörü, prodüksiyon tasarımcısı, kast yönetmeni, aktör ve aktristler yer alır...post prodüksiyon aşamasında ise reel olarak sahnede olmayan nesne ve görsel efektleri ekler...ilk bakışta bir sinema filminin dondurulmuş bir karesi gibi görünen fotoğraflarında anksiyete, korku, yalnızlık, izolasyon,tekinsizlik, yabancılaşma hakimdir...açık kompozisyon dediğimiz; bizi kadrajın dışına yönlendirme-kadraj dışı alan kullanımı-, mekan kullanımı ve kavramsal içerik, tek tek kurgulanan tema, ışık bizi bir "BİLİNMEYENE", "Alaca karanlık kuşağı"na götürür. Ve hikayenin oluşabilmesi, kurulabilmesi  için gösterilen şeylerin dışında kalanların izleyici-okuyucu tarafından tamamlanması gerekmektedir...devam eden bir hikayenin akışından bir kesit olan fotoğraflar, eksik birer cümle gibidir!
Yersiz olan bir şey, kendine ait olmayan bir dünyaya yerleştirildiğinde kendi etrafını tekinsizleştirdiği gibi aynı zamanda kendini de tekinsizleştirir. Zizek'in de belirttiği gibi yatay ve düz olan(lineer) anlatım birdenbire "dikey" konuma geçer(lineer olarak ilerlemek yerine hikayenin kendisi dışındaki  diğer olasılıklar gözden geçirilir ve izleyen yeniden düşünür).